Zorlaştırmayın İşimizi
İnternette veya saçma sapan gazetelerin saçma sapan eklerinde yine saçma sapan, klişelerle dolu anketler görüyoruz. “Kendinizi en mutlu hissettiğiniz anlar” türevi bir soru da mutlaka karşımıza çıkıyor. Eğer çoktan seçmeli bir anketse şıklar arasında “Sevdiğim insanlarla birlikteyken“, “Yalnızken“, “Tatildeyken“, “Tuvaletteyken“, “Aşıkken” gibi klişe cevaplar bulunuyor. Klişelere karşı değilim aksine bir şey klişeleştiyse mutlaka doğruluk payı büyüktür düşüncesindeyim. He sevmem o ayrı ama asla karşı değilim. Bu anketi ciddiye alıp çözen insanların bu soruya vereceği cevap zaten kafalarında önceden nettir. Kendince doğru olanı önceden düşünmüştür, hemen işaretler ve sonraki soruya geçer.
Dünyanın var olmasına kadar geçen sürecin tamamen dünyanın var olabilmesi için yönlendirildiğine inanıyorum. Dünya var olduktan sonraki sürecin ise tamamen insanın var olabilmesi için bilinçli bir şekilde yönlendirildiğine… Yaratılış veya evrim tartışmalarına girmeyeceğim, sanırım yukarıda belirttiğim inanışlar ikisiyle de çelişmemekte. En nihayetinde, bir şekilde şu anda buradayız. Yaşama amacımızı icra ediyoruz. (daha fazla…)
Olmayana Sevgi
Göz görmeden, kulak duymadan, el tutmadan, koklamadan sevilebilir mi bir şey? Semavi dinlere inanan insanların tanrı sevgisi böyle bir şey. Tamamen gönülden, inanılana sevgi. Bu sevginin ulaştığı asgari haz ise sevilene ulaşıldığında tadılabilecektir ancak, ki seven bunu göze almış, sevdiğine ulaşmak için sabırsızlıkla ölmeyi beklemektedir.
Tanrıya duyulan bu sevgi, bir insana duyulabilir mi? Hiç görmediğimiz, hiç bilmediğimiz, sesini duymayıp saçlarına dokunamadığımız bir insanı sevebilir miyiz? (daha fazla…)
Haydi Göster Kendini!
Mutlu bir hayat sürmek ister misiniz? Peki fazla kilolarınızdan kurtulmak? Yeni yerlere uçmaya ne dersiniz? Güzel kızlar sizi beğensin mi? Ya da yakışıklı erkekler köpeğiniz olsun mu? Bu hafta sonu çoluğu çocuğu toplayıp güneyde bir tatile ne dersiniz? Her şeyi satın alıp hiç para ödememek istemez misiniz? Çalıştığınız plazanızın penceresinden şöyle bir bakıp İstanbul’u seyretmek hoş olmaz mı? Size adeta orgazmı yaşatacak çikolatalarımızdan ikram edelim? Yaşlandığınızda, akşamları villanızın bahçesinde barbekü yapıp torunlarınızla oyun oynamak ne kadar güzel olurdu di mi? (daha fazla…)
Karşılıklı İki Monolog Asla Bir Diyalog Etmez
Çok derinlemesine, fazlasıyla teknik olarak bakmazsak mevzuya, matematiksel gerçekler üzerinde tartışmaya açık, göreceli olgular değildir. Hatta bir şeyin su götürmez gerçek olduğunu belirtmek için 2+2=4 denklemi örnek verilir. Rahatlıkla idrak edebildiğimiz günlük hayat şartlarında bu kesinlikle doğrudur. Çok ileri matematiğe dalarsak bazen doğru olmadığı durumlarla da karşılaşabiliriz elbette ki lakin bu durumlar şu anda konumuz dışında.
Matematikle ucundan kıyısından ilgilenip de Latince veya Yunanca bir kelimeyle karşılaşmamak mümkün değil. Mono ön eki, Latince “tek” veya “bir“, aynı şekilde di ön eki de “iki“, sayıyla 2 anlamına gelir. İki kişinin konuşarak iletişmesine de diyalog demişler. Tek kişinin konuşma durumuna ise teknik olarak monolog denmekte fakat biz halk dilinde “deli” veya “kafa ütülemek” olarak adlandırıyoruz bunu. (daha fazla…)
Sevgili Basın Mensupları
Buraya kadar ağzımdan çıkacak bir iki kelimeyi duymaya gelen siz saygı değer basın mensuplarını saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Eminim hiç merak etmiyorsunuz ama size gerçekten anlatacaklarım var. Birilerine bir şeyler anlatmazsak kendimizi nasıl ispatlayabiliriz ki? Size bir şeyler anlatmak kisvesi altında kendimi pohpohlayacağım, yapacağım tam anlamıyla budur. (daha fazla…)
bir yorum yazın